Mitoloji 4 dk okuma

Amazon Kadınlarından Günümüze: Wonder Woman

Yazı boyutu
Amazon kadınları, Antik Yunan mitolojisinde yer alan ve bazı tarihî kaynaklarda da adı geçen savaşçı kadın topluluğudur. Güçlü, cesur ve savaşçı yapılarıyla tanınırlar. Onları diğer topluluklardan ayıran en dikkat çekici özelliklerden biri, erkeklerden bağımsız bir yaşam sürmeleridir. Antik anlatılarda erkekleri yalnızca soylarını devam ettirmek amacıyla kullandıkları, bazı anlatılarda ise onları köle olarak gördükleri aktarılmaktadır. At biniciliği, okçuluk ve mızrak kullanımındaki ustalıklarıyla da dikkat çekerler.
Amazon adının kökeni hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bunlardan biri, Yunanca "a-mazos" sözcüğünün "memesiz" anlamına geldiğini öne sürer. Bazı antik anlatılarda, daha iyi ok atabilmek amacıyla sağ göğüslerini kestikleri ya da dağladıkları söylenmektedir. Ancak bu iddiayı doğrulayan kesin tarihî, sanatsal veya arkeolojik bir kanıt bulunmamaktadır. Bir başka görüşe göre ise ad, Eski İran dilindeki "ha-mazan" sözcüğünden gelmektedir ve "dövüşçü" anlamını taşımaktadır.
Antik kaynaklarda Amazonların Güney Rusya, Anadolu ve Karadeniz çevresinde, özellikle Samsun'un Terme ilçesi civarında MÖ 2000 ile 1000 yılları arasında yaşamış olabilecekleri anlatılır. Peki, bu anlatılar yalnızca bir efsaneden mi ibarettir?
Bu soruya kesin bir yanıt vermek mümkün olmasa da bazı arkeolojik bulgular, Amazonların tamamen hayal ürünü olmayabileceğini düşündürmektedir. Uzun yıllar tarihçiler onları yalnızca bir mit olarak değerlendirmiştir. Antik Yunan dünyasında ise korkutucu, vahşi ve uygar olmayan savaşçı kadınlar olarak tasvir edilmişlerdir. Ancak Avrasya bozkırlarındaki İskit mezarlarında yapılan kazılar bu düşüncenin yeniden sorgulanmasına neden olmuştur.
İlk incelemelerde mezarlardaki iskeletlerin erkeklere ait olduğu düşünülmüştür. Fakat daha sonra yapılan DNA analizleri, iskeletlerin yaklaşık üçte birinin kadınlara ait olduğunu ortaya koymuştur. Yaklaşık 300 kadın iskeleti; baltaları, hançerleri ve tunç ok uçlarıyla birlikte gömülmüş hâlde bulunmuştur. Ayrıca kemiklerde mızrak yaraları ve kılıç darbelerine ait izlere rastlanmıştır.
Bu mezarlarda dikkat çeken ortak nesnelerden biri de aynalardır. Aynaların neyi temsil ettiği kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar bunun kadın kimliğini simgelediğini düşünmektedir. Bu kadınlar, çoğu savaşçı gibi zırh yerine at sürmeyi kolaylaştıran pantolonlar, uzun tunikler ve dik başlıklar giyiyor; bellerinde ise "goritos" adı verilen ok kılıflarını taşıyorlardı.
Tüm bu bulgular Amazonların gerçekten yaşadığını kesin olarak kanıtlamasa da efsanenin tarihsel bir temele dayanmış olabileceğini göstermektedir. Peki, bu efsane günümüzde nasıl yaşamaya devam etmektedir?
Amazon efsanesi yalnızca antik kaynaklarda değil, günümüzde Samsun'da oluşturulan kültürel alanlarda da yaşatılmaktadır. Batıpark'ta bulunan Amazon Köyü ve Amazon Müzesi, ziyaretçilere Amazonların yaşamını tanıtan tematik bir deneyim sunmaktadır. Girişte yer alan iki dev Anadolu aslanı ve ortalarında yükselen Amazon kadın heykeli ziyaretçileri karşılamaktadır. Batıpark içerisinde seyir terasları, Amazon Kanalı ve dinlenme alanları bulunmaktadır. Amazon Köyü ise Amazon Adası'nda yer almakta olup efsanevi Amazon kadınlarının yaşamını canlandıran heykel ve sergilere ev sahipliği yapmaktadır.
Peki, Amazon efsanesi günümüze yalnızca müzeler aracılığıyla mı ulaşmıştır?
Elbette hayır. Amazon efsanesi popüler kültürde de yaşamaya devam etmektedir. Bu efsaneden ilham alınarak oluşturulan Wonder Woman karakteri, yani Amazon Prensesi Diana, ilk kez 1941 yılında yayımlanan All Star Comics çizgi romanında okuyucuyla buluşmuştur. Erkek egemen süper kahraman dünyasında güçlü, bağımsız ve cesur bir kadın karakter oluşturma amacıyla tasarlanan Wonder Woman, daha sonra sinemaya uyarlanmış ve dünya çapında büyük ilgi görmüştür. Böylece Amazon efsanesi yeni nesiller tarafından da tanınmaya devam etmiştir.
Bu kişilerden biri de benim. Wonder Woman filmlerini izledikten sonra Amazon kadınlarının hikâyesini merak etmeye başladım. Bu yazıyı hazırlarken yaptığım araştırmalar sayesinde mitolojinin yalnızca geçmişte kalmadığını, günümüzde de farklı biçimlerde yaşamaya devam ettiğini fark ettim.
Bu güçlü kadınlar gerçekten var olduysa, tarih sahnesinden nasıl çekildiklerini bugün kesin olarak bilmiyoruz. Belki zamanla farklı toplumlara karıştılar, belki soyları tükendi, belki de yalnızca efsanelerde yaşamaya devam ettiler. Ancak bence önemli olan, gerçekte nasıl yok olduklarından çok temsil ettikleri cesaret, bağımsızlık ve mücadele ruhunun günümüze ulaşmış olmasıdır.
Anadolu tarihi de gerektiğinde vatanı, ailesi ve geleceği için mücadele eden güçlü kadınların hikâyeleriyle doludur. Bu nedenle Amazonları, bugünün kadınlarının cesareti ve kararlılığıyla birlikte düşünmek mümkündür.
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Dünyadaki her şey kadının eseridir." sözü, kadının toplumdaki değerini ve önemini vurgulamaktadır. Bana göre bu söz, Amazon efsanesinin hatırlattığı güçlü kadın imgesiyle de anlamlı bir şekilde örtüşmektedir.
Belki Amazon kadınları Karadeniz'in sisli kıyılarında tarihe karıştı. Ancak onların temsil ettiği cesaret, bağımsızlık ve mücadele ruhu kaybolmadı. Bugün de pek çok kadına ilham vermeye devam ediyor. Çünkü bazı efsaneler yalnızca geçmişi anlatmaz; insanlara ilham verdikleri sürece yaşamayı sürdürürler. Belki de Amazon kadınlarını unutulmaz kılan da tam olarak budur. Bu nedenle Amazon kadınları, yalnızca mitolojinin değil; cesaretin, bağımsızlığın ve kararlılığın da en güçlü simgelerinden biri olarak hafızalarda yaşamaya devam etmektedir.

Yazar

Fatma Züleyha Büyükipekci

Felsefe öğrencisiyim. Merak ettiğim konuları araştırmayı ve bunları anlaşılır, samimi ve doğal bir dille yazıya dönüştürmeyi seviyorum. Yazılarımda okuyucuyla samimi bir bağ kurmayı önemsiyorum. Kültür, sanat ve insan üzerine düşündüren, sorgulamaya teşvik eden içerikler üretmeyi hedefliyorum.

İlgi alanları: Psikoloji, felsefe, Yunan mitolojisi, kültür-sanat, eğitim, çocuk gelişimi, Osmanlı tarihi.

Profili Gör

Çağ Dergi · Okur Etkileşimi

Okur Mührü

Beğendiğin ve değerli bulduğun bu yazıyı desteklemek için okur mührünü bırak.

Bu yazıyı 1 okur mühürledi.

Keşfet

Okuyabileceğiniz Diğer Yazılar

Kitap İncelemeleri

Franz Kafka: Aforizmalar

Bu yazımda, Franz Kafka'nın klasik bir olay örgüsünden ziyade insanın trajik yalnızlığını anlattığı "Aforizmalar" eserini inceledim. Yazarın Tanrı ve evrenle olan sorunlu ilişkisini ele alarak okuru gözlemci olmaktan çıkarıp "Kafkaesk" dünyaya dahil etmek istedim.

Müzik

Duman - Bal Hikayesi

Bu yazımda, Duman grubunun bir dönem çokça konuşulmuş ve unutulmamış "Bal" şarkısının arkasındaki trajik hikayesini kaleme aldım. Kaan Tangöze'nin, büyük bir aşkla bağlı olduğu Ahu Paşakay'ın kaybıyla yaşadığı yıkımı ve bu şarkıyı sahnede yıllar sonra yalnızca bir kez, kollarını gökyüzüne açarak söyleyişini anlattım. Ayrıca eserin "Delibal" filmiyle popüler kültüre nasıl yeniden dahil olduğunu inceleyerek, yarım kalmış bir aşkın ve sessiz bir vedanın gölgesini okura hissettirmek istedim.

Editörün Önerdikleri

Okurların İlgisini Çeken Yazılar

Söyleşiler

Zamanı Aşan Ülkü: 21. Yüzyılda Turancılığı ve Kimlik Şuurunu Konuşmak

Kayseri Tomarza'dan Selçuklu payitahtı Konya’ya uzanan fikir yolculuğunda köklü bir kimlik şuurunu barındıran Konya Turancı Dernekler Başkanı Mehmet Buğra Soylu ile Türk dünyasının dünü, bugünü ve geleceği üzerine ufuk açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonundan ilham alan entelektüel kırılma noktalarını, romantik bir idealin ötesinde rasyonel bir "dilde, fikirde, işte birlik" tasavvurunu ve küreselleşmenin tek tipleştirici baskısına karşı yürütülen kültürel mücadeleyi konuştuğumuz bu hasbihal, okurlara rehber niteliğinde köklü bir tarih ve kimlik şuuru sunuyor.

Söyleşiler

Zihindeki Engelleri Kaldırmak: Başarının Engelsiz Hali

Serebral Palsi ile geçen bir ömür, fizyoterapist koltuğunda çekilen acılar ve o acılardan doğan demirden bir irade... 27 yaşındaki Said Abdülkerim, sadece ağırlıkları değil, zihinlerdeki "yapamaz, korunmalı" denilen o kalın duvarları da yerle bir ediyor. "Engelsiz Fitness" vizyonuyla Türkiye’deki spor salonlarının altyapı eksikliklerine ve ön yargılara meydan okuyan Abdülkerim; bağımsızlığın, disiplinin ve gerçek motivasyonun anatomisini Çağ dergisine anlatıyor. Aşırı korumacı ailelerden sosyal medyanın olumsuz seslerine kadar her şeye kendi özgün tarzıyla meydan okuyan bu samimi ve sert röportaj, içinizdeki sınırları yeniden sorgulatacak. Çünkü onun da dediği gibi: "Hedef varsa engel yok!"

Yorumlar

Henüz yorum yok.
Bu yazıda bir hata mı buldunuz? Editöre bildirin

Tespit ettiğiniz yazım, bilgi veya kaynak hatasını gerekçesiyle yazın. Bildiriminiz doğrudan editör paneline iletilir.