Müzik 2 dk okuma

Duman - Bal Hikayesi

Bu yazımda, Duman grubunun bir dönem çokça konuşulmuş ve unutulmamış "Bal" şarkısının arkasındaki trajik hikayesini kaleme aldım. Kaan Tangöze'nin, büyük bir aşkla bağlı olduğu Ahu Paşakay'ın kaybıyla yaşadığı yıkımı ve bu şarkıyı sahnede yıllar sonra yalnızca bir kez, kollarını gökyüzüne açarak söyleyişini anlattım. Ayrıca eserin "Delibal" filmiyle popüler kültüre nasıl yeniden dahil olduğunu inceleyerek, yarım kalmış bir aşkın ve sessiz bir vedanın gölgesini okura hissettirmek istedim.

Yazı boyutu
Duman, 1999’da kurulan ve popülerliğini hala sürdüren bir Türk rock grubudur. 2002 yılında çıkardıkları “Belki Alışmam Lazım” albümünde yer alan “Bal” şarkısı, grubun solisti ve söz yazarı Kaan Tangöze’nin sevgilisi için yazıp seslendirdiği bir eserdir. Kaan Tangöze, bu özel şarkıyı 1995 Türkiye Güzellik Yarışması’nda Türkiye dördüncüsü seçilen sevgilisi Ahu Paşakay için kaleme almıştır. İkilinin arasındaki bu derin bağ yalnızca sözlere dökülmekle kalmamış; Ahu Paşakay, Duman’ın “Eski Köprü Altında” albümünde bulunan “Köprüaltı” şarkısının klibinde de kendisini göstermiştir ve sevgilisi Kaan Tangöze’nin konserlerine gitmiş, manevi anlamda yardımlarda bulunmuştur. Şarkıda Kaan Tangöze, Ahu’ya;
“Aşkım, sen benim canımsın”
“Yavrum, sen benim balımsın”
“Ah, güzel kuşum”
“Canlı kalan tek yanımsın”
gibi dizelerle seslenmiştir. Ancak albümün tanıtımının yapılacağı gün ikili arasında bir kavga alevlenmiştir. İddialara göre bu kavganın ardından ikili ayrılma noktasına gelmiştir. Tanıtım konserinde Kaan Tangöze, Ahu’nun onu bir köşeden izlediğini umarak onun için yazdığı şarkılarla birlikte “Bal” şarkısını da söylemiştir. Fakat Ahu Paşakay o gece konsere gelmemiş, intihar etmiştir. Tanıtımın bitiminde Kaan Tangöze’ye bu kötü haber söylenmiştir. Ahu’nun ölümünden sonra “Bal” şarkısını uzun bir zaman ne grup ne de Kaan Tangöze söylemiştir. Yıllar sonra bir açık hava konserinde grubun hayranları “Bal” şarkısını çok isteyince Kaan Tangöze, şarkıyı sadece bir defaya mahsus, arkasını seyircilere dönmüş, kollarını gökyüzüne doğru açmış ve gözyaşları içinde gökyüzüne bakarak söylemiştir.
Şarkı genel olarak hikayesi ve sözleriyle bilinse de bir dönem Çağatay Ulusoy ve Leyla Lydia Tuğutlu’nun başrolünde olduğu “Delibal” filmiyle de tanınmıştır. Film, şarkının hikayesini konu almamasına rağmen hikayesi ve karakterleri sebebiyle izleyenler tarafından şarkıyla özdeşleştirilmiştir. Şarkı, özellikle Çağatay Ulusoy’un canlandırdığı “Barış” karakterinin bir sahnesinde bu şarkıyı çalıp söylemesi sebebiyle daha da hafızalarda yer edinmiştir. Aynı şekilde filmdeki “Barış” karakterinin hem davranış hem de tarz olarak neredeyse Kaan Tangöze’yi andırması ve tıpkı Kaan Tangöze’nin, Ahu Paşakay’a “Balım” diye seslenmesi gibi; “Barış” karakterinin, Leyla Lydia Tuğutlu’nun canlandırdığı “Füsun” karakterine “Delibal” diye seslenmesi “Bal” şarkısının hikayesini andırmıştır. Sosyal medyada filmle alakalı paylaşılan kesitlerin arka planına da bu şarkı koyulunca şarkı daha popüler olmuş ve hikayesi de oldukça merak edilmiştir. Duman grubu için adeta tozlu raflara kaldırılan şarkı, hala daha acısıyla, trajik ölümle ve bir ilişkinin sessiz bitişinin gölgesiyle anılıyor.

Yazar

Meyra Sultan Elmas

Resim yapmayı, müzik dinlemeyi, anime izlemeyi, manga ve kitap okumayı, araştırma yapmayı severim. Tarih, felsefe ve edebiyat alanlarına ilgim olduğu kadar korku/gerilim türündeki medya içeriklerini de tüketirim.

İlgi alanları: Resim, müzik, anime, manga ve kitap, araştırma, tarih, felsefe, edebiyat, korku/gerilim türündeki içerikler.

Profili Gör

Çağ Dergi · Okur Etkileşimi

Okur Mührü

Beğendiğin ve değerli bulduğun bu yazıyı desteklemek için okur mührünü bırak.

Bu yazıyı 15 okur mühürledi.

Keşfet

Okuyabileceğiniz Diğer Yazılar

Kitap İncelemeleri

Franz Kafka: Aforizmalar

Bu yazımda, Franz Kafka'nın klasik bir olay örgüsünden ziyade insanın trajik yalnızlığını anlattığı "Aforizmalar" eserini inceledim. Yazarın Tanrı ve evrenle olan sorunlu ilişkisini ele alarak okuru gözlemci olmaktan çıkarıp "Kafkaesk" dünyaya dahil etmek istedim.

Editörün Önerdikleri

Okurların İlgisini Çeken Yazılar

Söyleşiler

Zamanı Aşan Ülkü: 21. Yüzyılda Turancılığı ve Kimlik Şuurunu Konuşmak

Kayseri Tomarza'dan Selçuklu payitahtı Konya’ya uzanan fikir yolculuğunda köklü bir kimlik şuurunu barındıran Konya Turancı Dernekler Başkanı Mehmet Buğra Soylu ile Türk dünyasının dünü, bugünü ve geleceği üzerine ufuk açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonundan ilham alan entelektüel kırılma noktalarını, romantik bir idealin ötesinde rasyonel bir "dilde, fikirde, işte birlik" tasavvurunu ve küreselleşmenin tek tipleştirici baskısına karşı yürütülen kültürel mücadeleyi konuştuğumuz bu hasbihal, okurlara rehber niteliğinde köklü bir tarih ve kimlik şuuru sunuyor.

Söyleşiler

Zihindeki Engelleri Kaldırmak: Başarının Engelsiz Hali

Serebral Palsi ile geçen bir ömür, fizyoterapist koltuğunda çekilen acılar ve o acılardan doğan demirden bir irade... 27 yaşındaki Said Abdülkerim, sadece ağırlıkları değil, zihinlerdeki "yapamaz, korunmalı" denilen o kalın duvarları da yerle bir ediyor. "Engelsiz Fitness" vizyonuyla Türkiye’deki spor salonlarının altyapı eksikliklerine ve ön yargılara meydan okuyan Abdülkerim; bağımsızlığın, disiplinin ve gerçek motivasyonun anatomisini Çağ dergisine anlatıyor. Aşırı korumacı ailelerden sosyal medyanın olumsuz seslerine kadar her şeye kendi özgün tarzıyla meydan okuyan bu samimi ve sert röportaj, içinizdeki sınırları yeniden sorgulatacak. Çünkü onun da dediği gibi: "Hedef varsa engel yok!"

Yorumlar

Henüz yorum yok.
Bu yazıda bir hata mı buldunuz? Editöre bildirin

Tespit ettiğiniz yazım, bilgi veya kaynak hatasını gerekçesiyle yazın. Bildiriminiz doğrudan editör paneline iletilir.