Çağ Dergi · Söyleşiler
Zamanı Aşan Ülkü: 21. Yüzyılda Turancılığı ve Kimlik Şuurunu Konuşmak
Mehmet Buğra Soylu · Konya Turancı Dernekler Birliği Başkanı
Kayseri Tomarza'dan Selçuklu payitahtı Konya’ya uzanan fikir yolculuğunda köklü bir kimlik şuurunu barındıran Konya Turancı Dernekler Başkanı Mehmet Buğra Soylu ile Türk dünyasının dünü, bugünü ve geleceği üzerine ufuk açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonundan ilham alan entelektüel kırılma noktalarını, romantik bir idealin ötesinde rasyonel bir "dilde, fikirde, işte birlik" tasavvurunu ve küreselleşmenin tek tipleştirici baskısına karşı yürütülen kültürel mücadeleyi konuştuğumuz bu hasbihal, okurlara rehber niteliğinde köklü bir tarih ve kimlik şuuru sunuyor.
Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Çocukluğunuzdan bugüne, kimliğinizin ve fikri altyapınızın oluştuğu çevreyi bizlere nasıl anlatırsınız?
Adım Mehmet Buğra, soyadım Soylu. Balkan göçmeni ve Türk milliyetçisi bir ailede, Kayseri'nin Tomarza ilçesinde doğdum. Kimliğimin oluşmasındaki sebeplerden birisi; ailemin ve sosyal çevremizin Türk milliyetçisi yapıda olmasıdır.
Fikir dünyanızın şekillenmesinde, Turancılık ve Türk dünyası ülküsüne yönelmenizde hayatınızdaki en büyük kırılma noktası veya ilham kaynağı neydi?
Fikir dünyamın şekillenmesi; yaşadığımız toplumsal olaylar, büyüklerimizin Turancılığı ve Türklüğü bize anlatmasındaki en büyük etken oldu. En büyük kırılma noktası; büyümeye başladığımız, aklımızın erdiği, Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamaya başladığımız zaman olmuştur.
Sizin gözünüzde geçmişteki klasik/romantik Turan algısı ile 21. yüzyılın dünyasındaki kültürel ve sosyolojik gerçekler arasında nasıl bir fark var?
Geçmişte düşünülen klasik/romantik Turan idealizmi, toprak bütünlüğünü kapsayan anlayışla kurulmuştur. Günümüzdeki Turan idealizmi ise fikir büyüklerimizden olan Yusuf Akçura'nın "dilde, fikirde, işte birlik" idealizmi ile geçerli olabilir düşüncesindeyim.
Konya, Selçuklu’nun payitahtı ve muazzam bir tarihi derinliğe sahip. Konya’nın bu köklü geçmişi ve kültürel dokusu, sizin fikir dünyanıza nasıl bir zemin hazırladı?
Konya'nın benim fikir dünyamın oluşmasında çok büyük bir katkısı olmuştur. Türklerin kurduğu imparatorlukların birinin başkentinde yaşamak, elbette ki insana Türklük bilinci konusunda değer katıyor. Kendim de bir Balkan göçmeni olarak Anadolu'dan Balkanlara geldiğimiz yerin de Konya ve çevresi olması; aslında bulunduğumuz coğrafyaya geri geldiğimizi ve hissiyatımızı güçlendirdiğimizi hissettiriyor. O yüzden Konya benim ata topraklarım ve bu topraklarda kendimi daha güçlü hissediyorum.
Tarihsel sürece baktığımızda, Turancılık fikrinin II. Meşrutiyet dönemindeki doğuş sancıları ile Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki yankılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
II. Meşrutiyet dönemi; bence Türkçülük akımı ve Turancılık ülküsünün fikir temellerinin atıldığı, devamında Başbuğ Atatürk'ün Türk milletinin kurtuluşuna öncülük ederek bizleri hürriyetine kavuşturduğu bir süreç olmuştur. Bugün bizler bu ideallerin peşinden koşuyor isek atalarımızın fedakarlığına borçluyuz.
Sultan Galiyev’in Doğu Birliği tasavvuru, Enver Paşa’nın Türkistan mücadelesi ve Atatürk’ün dil-tarih hamleleri... Bu farklı tarihsel çizgiler sizce aynı idealin farklı renkleri midir?
Sultan Galiyev haricinde düşünebilirim; bence hiçbir Türk'ün ideallerinde başka milletlerin görüşü ve düşüncesi olmamalıdır. Dünyada üç büyük ulus vardır; benim kanaatimce bunların arasındaki en büyük ulus olan yüce Türk ulusu, başka ulusların düşüncelerine kapılmamalıdır. Türk, sadece ve sadece kendi milletinin çıkarlarını düşünen birisi olabilir.
Konya Turancı Dernekler Birliği tam olarak ne zaman, hangi ihtiyaçtan doğdu? Derneğin temel kuruluş misyonunu ve vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Derneğin temel kuruluş misyonunu ve vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Konya Turancı Dernekler Birliği, 2025 yılının aralık ayında kurulmuştur. Dernek; günümüz siyasetine yön vermek, siyasi partileri ve Türk milletini milli ve manevi görevlerde bir araya getirmek, bir araya getirdiğimiz insanlara Türkçülük ve Turancılık idealizmini anlatmak ve öğretmek amacıyla kurulmuştur. Aynı zamanda ülke gündeminde yaşanan olaylara "Türk gözüyle" bakmak, yanlış gördüğümüz konulara da ses çıkarmak ve gerektiğinde müdahale etmek için kurulmuştur. Derneğimizin misyonu ve vizyonu; geleceğe daha bilinçli ve donanımlı nesiller yetiştirmektir.
Şu an dernek çatısı altında Konya genelinde ne tür çalışmalar yapılıyor? Sahada aktif olarak yürüttüğünüz en önemli faaliyetler ve projeler nelerdir?
Dernek çatısı altında yürüttüğümüz çalışmalar arasında seminerler, stant çalışmaları ve sosyal faaliyetler bulunmakta. Bunların arasında kültür gezileri, kamplar, sportif faaliyetler ve bilgilendirici seminerler bulunmakta. Bizleri sosyal medya hesaplarımızdan takip ederek sizler de bizlerle beraber yol yürüyüp toplumsal olaylara, kötü gidişata "dur" diyebilirsiniz.
Geçmişten günümüze Türk milliyetçiliği fikrinin geçirdiği ideolojik dönüşümleri düşündüğünüzde, bugünün Turancılık hareketinin entelektüel zemini sizce yeterince güçlü mü?
Milliyetçilik akımı ilk olarak Fransız İhtilali ile Balkan devletlerinde yayılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu fazlaca etnik kökene, Müslim ve gayrimüslim halka sahipti. Birden fazla tebaaya sahip olan imparatorluklar zayıflamaya ve yıkılmaya mecburdurlar. Milliyetçilik akımının etkisiyle Osmanlı İmparatorluğu'nu bir arada tutmak için İslamcılık, Osmanlıcılık, Türkçülük gibi akımlar ortaya çıkmıştır. Ziya Gökalp, Yusuf Akçura gibi ideologlar Türk milliyetçiliğinin fikir babası olmuş ve fikirleriyle cumhuriyetin fikri altyapısının kurulmasını sağlamıştır. Türkçülük, benim bakış açımdan evrimleşemez bir gerçektir. Türk ancak ve ancak Türkçü olmak zorunda. Türkçülük, entelektüel zemini güçlü bir düşünce lakin geliştirilmesi ve daha fazla insana ulaşması gereken bir amaç, bir hedef.
Türk dünyasının birleşmesinde ve ortak bir şuur oluşturulmasında sizce en temel lokomotif nedir? Kültür mü, dil mi, yoksa ortak tarih bilinci mi?
Türk dünyasının birleşmesi, benim düşünceme göre dilde, fikirde ve işte birliktelikle olabilir. Bunun üzerine kültürel etkinliklerin devamlı bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Türk milletinin birliğini temel lokomotif olarak düşünürsek bu, kültür birlikteliği ile insanları kaynaştırmaktan geçebilir.
Küreselleşmenin ve popüler kültürün dünyayı tek tipleştirdiği bu çağda, Türk gençliğine kendi öz kimliğini ve tarih şuurunu kaybettirmemek için nasıl bir yol izlenmeli?
Küreselleşmenin insanları tek tip yaptığı çağda bizlerin; milletimize dilimizi, tarihimizi, kültürümüzü anlatarak onları belirli sosyal faaliyetler kapsamında birleştirmemizle olacağı düşüncesindeyim.
Türk dünyasının zengin mitolojisi, destanları ve ortak ritüelleri, modern çağın insanına ne söylüyor? Bunları günümüze ne kadar taşıyabiliyoruz?
Türk dünyasının zengin mitolojisi ve destanları, insanlara aslında özüne dönmeyi ve bir Türk'ün hayata nasıl bir bakış açısıyla bakması gerektiğini söylüyor. Bunları günümüze eskisinden daha fazla şekilde taşıdığımızı düşünüyorum. "Nasıl taşıyacağız?" sorusuna gelince, yine söylediğim gibi insanları daha fazla sosyal etkinliklere davet etmemiz gerekiyor.
Bugün toplumda "Turancılık" ideolojisine dair var olan en büyük yanılgı veya ön yargı sizce nedir? Bu kavramın doğru anlaşılması için nasıl bir dil kurulmalı?
Aslında bu, üzerine fazlaca konuşulması ve düşünülmesi gereken bir konu. Turancılık ideolojisine dair en büyük yanılgı, bence bunun bir toprak bütünlüğü olarak düşünülmesi. Turan devletleri toprak bütünlüğü olmadan da birleşebilir. Bu kavramın daha net anlaşılması için Batı Türklerinin, yani bizlerin, Orta Asya'daki Türk halklarının düşüncelerini de dinlemesi gerektiğini düşünüyorum; dilde, fikirde, işte birlik.
Konya gibi büyük bir şehirde, farklı Türk coğrafyalarından gelmiş soydaşlarımızla yerel halk arasındaki kültürel bağları ve köprüleri güçlendirmek adına neler yapılabilir?
Konya gibi büyük bir şehirde, farklı Türk coğrafyalarından gelmiş soydaşlarımızla yerel halk arasındaki kültürel bağları ve köprüleri güçlendirmek adına neler yapılabilir?
Fikirsel birikimi topluma aktarmak önemli bir sorumluluk. Dernek olarak bu birikimi Konya halkına ve özellikle gençlere ulaştırmak için nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
Fikirsel birikimimizi topluma anlatmak için derneğimizin bünyesinde bulunan öğretmenlerimizden, üniversitelerde bulunan profesörlerden, fikir adamlarından ve öğretim üyelerinden destek alarak seminerler ve sohbetler düzenliyoruz. Gerektiği vakitte köy köy, kasaba kasaba gezerek insanlara anlatma yöntemini kullanıyoruz, kullanacağız. Gençlere ulaşmak bizlerin ellerinde; onların gönüllerine dokunacağız ve onlara daha yaşanabilir bir hayatın olduğunu, bunun da bizlerin ellerinden geçtiğini anlatacağız.
Dijital çağın içindeyiz; sosyal medya, e-dergiler, dijital yayıncılık... Sizce fikir hareketleri bu yeni nesil iletişim araçlarını entelektüel derinliği kaybetmeden ne kadar efektif kullanabiliyor?
Dijital çağın içerisinde sosyal medya, e-dergi ve dijital yayıncılık; insanların fikirlerini sunması, bu fikirleri insanlara ulaştırması bakımından çok önemli bir yere sahip. Bence yeterli bir şekilde kullanılıyor lakin yalanların ve yanlış düşüncelerin de önüne geçilmesi kanaatindeyim. Yayıncılığın tarafsız ve müdahale edilemez bir hale gelmesi gerekiyor. Milletin değil, şahısların çıkarlarına ve menfaatlerine olan her şey zararlıdır, durdurulması gerekir.
Geçmişte kahvehaneler, ocaklar ve dergiler etrafında şekillenen o yoğun entelektüel tartışma ve mektep kültürü, bugün yerini neye bıraktı? Kültürel üretkenlik açısından bir tıkanma yaşanıyor mu?
Geçmişteki o kahvehane ve ocak kültürü yerini sosyal medyaya bıraktı. Küreselleşmenin etkisiyle insanlar tek tip hâle geldi. İnsanın düşüncelerini sadece sosyal medyadan iletmesi; toplumun kaynaşmamasını, kültürel ve fikirsel birlikteliği elbette ki çok fazla etkiliyor. Bunun yanı sıra toplum üzerinde, insanların birbirlerine olan tahammülünü de azaltıyor. Entelektüel birikimi geliştirecek ve insanlara temas edecek kişiler bizler olmalıyız. Kültürel üretkenliği artırmak için Turancı Dernekler Birliği gerekli çalışmalar adına elinden geleni her zaman yapacaktır.
Günümüzde geleneksel sanatlarımıza, Türk harsının ve kimliğinin parçası olan ritüellere dönme çabasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu bir öze dönüş hareketi mi, yoksa dönemsel bir ilgi mi?
Bence bu ritüeller toplumumuz için çok önemli bir yere sahip ve yaşatılması gereken kültürel bir kalıtımdır. Toplumumuzda tekrardan bu ritüelleri görmek bizleri fazlasıyla mutlu ediyor. Türk, Türk'ün nasıl bir kişilik olduğunu bilmeli. Bundan yüzyıllar önce nasıl yaşadığını bilmeli; tarihini ve kültürünü hayatının önemli bir yerine koymalı ve ona göre yaşamalıdır.
Bu fikrin ve kimliğin mücadelesini vermiş biri olarak, geriye dönüp baktığınızda kazandığınız en büyük tecrübe, cebinizde kalan en değerli öğreti ne oldu?
Bu mücadelenin bana katmış olduğu en değerli tecrübe ve öğreti; hiçbir zaman pes etmemeyi ve amacımız ne olursa olsun başarmamız gerektiğini öğretmesi oldu. Türk milletinin çıkarları her şeyin üstündedir.
Söyleşimizi sonlandırırken; bir abi, bir başkan olarak, bu söyleşiyi okuyan kişiye bırakacağınız en hayati nasihat ne olurdu?
Arkadaşlar, umutsuz durum yoktur, umutsuz insan vardır. Bizlerin, Türk ulusunun bir bireyi olarak atalarımızdan kalan mirası korurken hiçbir zaman umutsuzlanmaya hakkımız yok. Türk evladı, Başbuğ Atatürk'ün dediği gibi: "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." Esen kal.