"Engelsiz Fitness" kanalıyla binlerce insana ulaşıyor, onlara güç veriyorsunuz. Söyleşimize başlarken bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sporla ve fitness dünyasıyla yolunuz nasıl kesişti?

Ben Said Abdülkerim, 27 yaşındayım. Ergenlikten beri "Neyi seviyorum? "diye farklı alanları tecrübe ettim; basketboldan piyano çalmaya kadar ama fitness'a gelince aradığım şey olduğuna karar verdim. Bu arada, çocukluktan beri fizik tedavi amaçlı spor salonu ortamında zaten vardım ama 2018'de hipertrofi amacıyla yapmaya karar verdim.

Serebral Palsi teşhisi aldıktan sonra hayatınızın dönüm noktası neydi? "Ben bu durumu sporla aşacağım" dediğiniz o ilk kırılma anını bizimle paylaşır mısınız?

Serebral Palsi tanısı doğumdan beri olduğu için bu durumda olanlar güç-kuvvet anlamında ekside başlıyor diyebiliriz. 3-4 haftada yürümeye karar verene ve moped tarzı bir araç sürme isteği olana kadar zaten sporla güçlendiğimi ve tekerlekli sandalyede olmanın dezavantajını tolere edebildiğimi, yani sporun vesilesiyle "engelsiz" olduğumu gördükçe spora tabiricaizse aşık oldum diyebilirim.

Spor yapmaya başlarken hem fiziksel hem de zihinsel olarak önünüze çıkan ilk ve en büyük engel neydi? Bu engeli nasıl aştınız?

Spora başlarken bunu her söylediğim zaman şaşırıyorlar da aslında yapı olarak tembel bir çocuktum ama istediğimi elde etmek için ne gerekiyorsa yapan biriyim. İnşallah kurtuluşumun sporla olacağını düşündüğüm için yapmak istemiyor olsam da oraya gitmek için can atıyor gibi davranmak zorunda olmak ve buna inandırmak başta zihinsel ve bedensel olarak çok zordu. İstemeyerek yaptığımı görse ailem ilk zamanlarda koruma içgüdüsü olarak devam ettirmezdi. Bu işe başlamadan önce nelerle karşılaşacağımı biliyordum.

Direkt bedensel zorluk olarak da halihazırdaki standart salonlar ve içindeki makineler tekerlekli sandalyeyle antrenman yapmaya uygun olmadığı için, bu alanda o dönemki şartlarda kaynak olmadığı için deneye deneye anatomi ve birçok konuda bilgili olmak zorunda kaldığım, mecburi uzun süreli bir yol oldu.

Serebral Palsi hastası bir birey olarak spora ilk başladığınız dönemde çevrenizden, ailenizden veya doktorlardan nasıl tepkiler aldınız? Sizi durdurmaya çalışanlar mı yoksa destekleyenler mi çoğunluktaydı?

Bu arada buna cevap vermeden önce belirtmek zorundayım; Serebral Palsi temel olarak üç çeşitli kola, onun içinde de kişisel olarak ayrıma ayrıldığı için gidişat hızı aynı olmasa da lütfen spor yapmaya başlansın, yapılıyorsa da devam edilsin. Sporun verdiği en büyük yardımı, kasların güçlenmesi ile kendi işlerini görebilir ve dışarı çıktığınızda kimsenin refakatçi olmasına gerek kalmıyor, "engelsiz" oluyorsunuz.

Fitness disiplini herkes için zordur ancak sizin durumunuzda bu süreç çok daha fazla sabır ve irade gerektiriyor. Antrenman yaparken kendinizi fiziksel veya mental olarak tükenecekmiş gibi hissettiğinizde, o motivasyonu nereden buluyorsunuz?

Tükendiğim zaman... Bunu 3-4 haftanın yeni bölümünde anlatacağım gibi; mesela ben yürümeye karar verdiğim günden beri bu işe sanki esir alınmışım da baskı altındaymışım diye düşünüyorum ve hipertrofi amacıyla antrenman yaparken aklımdaki "Konfor ararsan konfor haram olur, " düşüncesiyle hareket ettiğim için bir şey istiyorsan ve bunu yapacağım diye söz verdiysen söylenmeye, durmaya hakkın yok diye sadece yapıyorum.

Sizin gibi özel durumları olan bireyler için standart fitness programları her zaman uygun olmayabilir. Kendi antrenman programınızı oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz? Size özel uyarladığınız teknikler var mı?

Evet, maalesef "Al şu programı, yap, " olmuyor. Kendi, gerek danışmanlık sağladığım insanların tanı ve ihtiyacını kılı kırk yararak program hazırlıyorum ama yakında %90 oranında engelliler için bir program sistemi planımda var.

Sizin için fitness sadece kas geliştirmekten ibaret değil, bir yaşam felsefesi. Bu sporu tek bir kelimeyle veya cümleyle özetlemeniz gerekseydi, bu ne olurdu?

Sporu "bağımsızlık" olarak tanımlayabilirim.

"Engelsiz Fitness" adı altında içerik üretmeye başlama fikri nasıl ortaya çıktı? Sosyal medyada bu kadar büyük bir kitleye ulaşmayı bekliyor muydunuz?

Daha önce söylediğim gibi bu alanda Türkçe kaynak olmadığı ve çocukken asker olup ülkeme hizmet etmek isterdim ama olamayacağımı bilmek burukluk yaşattığını saklayamayacağım. Sonra sporla, bilgimle içerik üreterek hizmet edebileceğimi görünce bu serüven başladı.

Takipçilerinizden aldığınız, sizi en çok duygulandıran veya "İyi ki bu işi yapıyorum, " dedirten geri bildirim ya da mesaj neydi?

Videolarımı gören bir ebeveyn yorum yapmıştı; "Birkaç aydır karamsardık doğum oldu, seni görünce umut oldu, " mesajını gördüm ya, o gün içerik üretmeye zaten kırılmaz motivasyonum elmas hale geldi.

Türkiye’deki spor salonlarının "engelsiz" sporcular için altyapı ve mimari açıdan yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Yaşadığınız veya size aktarılan en büyük zorluklar nelerdir?

Salonlar çoğu zaman girişleri merdiven veyahut turnike darlığı olduğu için tekerlekli sandalye ile giriş yapılamıyor. Yapılacak olsa da takipçilerimden, oldukları salona "sakatlık çıkar" endişesi ile kayıt yapılmadığı yönünde mesaj geliyor; bu programı hazırlamayı bu yüzden düşünüyorum.

Sosyal medyada maalesef bazen olumsuz veya ön yargılı yorumlar da olabiliyor. Bu tarz yaklaşımlarla karşılaştığınızda motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz ve onlara nasıl bir tavır sergiliyorsunuz?

O tip yorumları güzel yorumlardan görmüyorum ama gördüğümde yoruma karşı cevap verecek olursam bile ben de o yorumla yakışır şekilde alay ederim.

Serebral Palsi hastası çocuğu olan ailelere, çocuklarının fiziksel gelişimi ve spora yönlendirilmesi konusunda neler tavsiye edersiniz? Ailelerin yaptığı en büyük hata sizce nedir?

Yapamaz denilip "korumaya çalışmak" en büyük kötülük olur. Benim tavsiyem şu; neyin ne kadar yapılacağını denemeden bilemeyiz. Adım adım bunu öğrenmek mümkün. En basitinden TV kumandasını kullanamıyor olsalar bile elde tutmayı denesinler. Yapamaz denilip "korumaya çalışmak" en büyük kötülük olur. Benim tavsiyem şu; neyin ne kadar yapılacağını denemeden bilemeyiz. Adım adım bunu öğrenmek mümkün. En basitinden TV kumandasını kullanamıyor olsalar bile elde tutmayı denesinler.

Engelli bireylerin sosyal hayata katılımı ve toplumsal farkındalık açısından sporun nasıl bir rolü var sizce? Spor, dört duvar arasından çıkmak için bir köprü olabilir mi?

Bence tekerlekli sandalye kullanıcısı herkes illa amacı fitness, vücut geliştirme sporcusu olmasa da spor yapmalı. Ama yapmasa bile bir hobi edinsin ama evde tıkınıp kalınmasın.

Bugün sahip olduğunuz bu tecrübe ve güçle, 27 yaşındaki Said olarak çocukluğunuza veya bu yolun en başındaki halinize dönme şansınız olsaydı, ona ne söylerdiniz?

Eski halime söyleyeceğim şey; bugün fizyoterapistin çektirdiği acılar sana fayda verecek, 2 gün değil 5 gün yap ve yapmamak bahane arama.

Son olarak, bu röportajı okuyan, belki de şu an kendi içinde bir mücadele veren ve bir çıkış yolu arayan okurlarımıza, özellikle de Çağ dergisi takipçilerine ne söylemek istersiniz?

Sonlandırırken lütfen denemeyi, tecrübe etmeyi bırakmayın. Kendinize göre bir yol bulursanız, hedef varsa engel yok!